Bugun...


Yalçın Akbulut

facebook-paylas
ÇOCUKLARIMIZ SINAVLARINI TAMAMLADI
Tarih: 01-07-2020 07:46:00 Güncelleme: 07-07-2020 20:29:00


Coronavirüs tehlikesi altında Ülkemizin  geleceği gençliğimiz  sınavlarına girerek karşılarında yaşayacakları yeni hayat merhaba demeye hazırlanıyorlar.Bunlar bizim geleceğimiz değip üstünde  durduğumuz çocuklarımız..Lakin her insanın bir ışığı var ama, çocuklarımızdan yayılan ışık daha güçlüdür.
Eğitimci olduğum için olaylara eğitimci gözüyle baktığımda sokaklarda trafik ışıklarında araçların  önünü kesen ve bir lokma ekmek için dilenen çocuklardan gelecekte ne bekleyebiriz ki oysaki bu çocukların geleceğe iyi bakabilmesi için sağlıklı bir ortama ihtiyaçları vardır.Bu nedenle sınava giren çocuklarımızın üniversiteleri okuduktan sonra ülkelerine başarılı birer birey fert olarak hizmet vermeleri için onlara iş imkanları hazırlamamız gerekmez mi?
Yoksulluk çocuk üzerinde görülen en büyük beslenme yetersizliğidir. Sağlıklı beslenemeyen çocuk ilerleyen yaşlarında sağlıklı karar verme yetkisinden uzak kalır.
Oysaki, Anayasa'mızdaki sosyal devlet nerededir? Besleyebileceğin  kadar çocuk ve sağlıklı nesil ülkelerin kaderleri olmalıdır.
Annelerin eğitimsizliği, babanın işsizliği yeşeren neslin felaketi olmaktadır. Küresel işsizliğin hızla yayıldığı bir dünyada kendi  işsizimize iş bulamazken Suriye'den gelen insanlara iş kapısı açmak, ülkede yaşayan işsiz vatandaşlarımızı yoksulluğa itmek değilmidir?Bizim çocuklarımız sınava girdiği halde dışarıda kalmaları bizleri düşündürmüyormu?
Yoksulluğun sonu açlıktır,açlık vücuttaki organların yok olmasını sağlayan en büyük etkendir.Yoksulluk şiddetin en kötü şeklidir. Açlık hastalık getirir,insanlarda özgüvensizlik yaratır, şiddet yaratır.
Çünkü yoksul beden ezikliktir,bizler dünyada birlik,beraberlik huzur ve sağlıklı yaşamı bir türlü sağlayamadık ki bunlara yapacak çözümleri arayalım.
Çalışma ofisimize bakın çalışanlara gelen yemeklerin ve ekmeklerin %50 si israf edilmekte ve çöpe gitmektedir.Oysaki onlara muhtaç ne kadar insan ve hatta sokaklarda yaşayan hayvanların olduğunu düşünmek lazım.
Osmanlı İmparatorluğunun en güzel örneklerinden biriside vakıflardır,örnek olarak düşünelim Amasya'da ki Beyazıt Camii külliyesinde günde kaç kişi karnını doyurmakta,kaç kişini evine sıcak yemek taşınmaktadır.
Bugün ise ancak Ramazan aylarında,kurban bayramlarıda  fakirlerin karınlarını doyurdukları kesindir.Ülkemizde ki yoksulların bir noktada işleri Allah'a kaldığı kesindir.
Bakın ithalat yaptığımız komşularımızla  aramızda bir kriz çıktı mı,bizim üreticimizin malları ellerinde kalır,,aslında komşularımızda yaşayan halklarla bir sorunumuzun olduğu söylenemez, halkıda onu yönetenin yanlış kararları sonrası ordaki halkında açlıkla karşı karşıya kalması gerçeği vardır. bizde de madalyonun yüzü farklı olmadı mı, halk ucuz sebze yeriz düşüncesini beklerken rant geliri elde etmek isteyen kişiler yüzünde halk pahalı sebzeleri tüketmek mecburiyetinde kalmadımı.
Balık çok çıktığı zaman fiyatlar düşmesin diye balığın büyük bir kısmını denize dökmedikmi ama tüketiciyi koruyan yasalar uygulansa  oto kontrol mekanızması çalışsa halkın yararına kararlar kontrol edilse fakir fukara daha rahat bir nefes almayacakmı diye sorarım kendi kendime.
Hadi hayırlısı evinde  sıcak çorbası olmayan insanlara sabır diliyorum.
Saygılarımla

diyarbakır escort bayan türkçe dublaj film altyazılı film kayaşehir eskort


Bu yazı 2333 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI