Bugun...



AMASYA BELEDİYE BAŞKANI MEHMET SARI:“İNŞALLAH YARINLARIMIZ SİZLERLE DAHA GÜZEL OLACAK”

3 Mayıs Milliyetçiler Günü münasebetiyle Cumartesi günü Yavuz Selim Meydanı'nda tören düzenlendi.

facebook-paylas
Tarih: 06-05-2019 10:46

AMASYA BELEDİYE BAŞKANI MEHMET SARI:“İNŞALLAH YARINLARIMIZ SİZLERLE DAHA GÜZEL OLACAK”

3 Mayıs Milliyetçiler Günü münasebetiyle Cumartesi günü Yavuz Selim Meydanı'nda tören düzenlendi.

Düzenlenen törene Amasya Belediye Başkanı Mehmet Sarı, Belediye Başkan Yardımcıları, Hasan Şahin, Ahmet Çoban, Amasya Türk Ocakları Şube Başkanı Ahmet Zeytünlü,MHP Amasya İl Başkanı Erhan Demir, MHP Kadın Kolları İl Başkanı Aysel Çetin, Türk Eğitim Sen Amasya Şubesi Başkanı Kamil Terzi ve vatandaşlar katıldı.

Törene katılan Belediye Başkanı Mehmet Sarı yaptığı konuşmada:”3 Mayıs Milliyetçiler Günü vesilesiyle sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Böylesine anlamlı bir toplantıyı düzenlemeleri sebebiyle Ülkü Ocağımızın kıymetli başkanı ve yöneticilerine teşekkür ediyorum.

Tarihi boyunca Hak'tan ve haklıdan yana olup zalime boyun eğmeyen Türk milletinin bir ferdi olmaktan mutluyum.

Binlerce yıllık bir tarihimiz var.

Tarihten bizi çekip çıkarsanız geride büyük bir boşluk kalır.

Ne Çinliler, ne Ruslar, ne Araplar, ne Farslar tarihlerini yazamazlar.

Sırp, Rum, Bulgar gibi milletleri saymadım bile.

Çünkü biz seyyal bir milletiz.

Asya Kıtasında başlayan yolculuğumuzu, Avrupa ve Afrika kıtasında devam ettirdik.

Hepsini de devlet dediğimiz siyasi

organizasyonlarımızla yaptık.Bugüne kadar çok sayıda devletimiz oldu.

 

Teşkilatçı bir millet olduğumuz için hiçbir zaman devletsiz kalmadık.Tabiî ifade etmeliyim ki, kurduğumuz devletlerimizi yıkan da kendimiz olduk.Asya, Avrupa ve Afrika’da varlığımızı bu şekilde devam ettirdik.Bu özelliğe sahip olan dünyada başka bir millet de gösteremezsiniz.Yani kendimizin hem zehiri, hem panzehiri olduk.Yani devletlerimizi kuran da yıkan da biz olduk.

 

Taa ki Osmanlı Devleti’ne kadar.Onu yaşatmak için çok gayret ettik.Kendi öz varlığımızdan taviz vererek yaşatmak için gayret ettik.Önce Osmanlıcılık siyaseti takip ettik.Sırp’ı, Bulgar’ı, Yunan’ı bu siyasetle tutmayı başaramadık.Bu sefer devletin bünyesindeki Müslüman ahaliyi tutmak için İslamcılık siyaseti takip ettik.Ondan da netice alamadık.Arap, Arnavut kim varsa çekip gitti.Nihayetinde Türkçü olmak zorunda kaldık.Yusuf Akçura’nın “Üç Tarz-ı Siyaset” makalesinde belirttiği Türkçülük bizim için bir zorunluluk oldu.Herkes kendi milletinin istiklali ve istikbali için mücadele ederken bizim milletimizin hak ve menfaatlerine sırtımızı dönmemiz beklenemezdi.Nitekim Türkiye Cumhuriyeti de bu gayeye ulaşmak için kuruldu.Yani Türk milletinin, dünya milletler ailesinin şerefli bir üyesi olduğu tekrar ilan edildi.

 

Değerli Gençler,

 

İkinci Dünya Savaşı yılları, insanlık tarihinin en zorlu yıllarıdır.Asker, sivil 60 milyon insan öldürüldü.Bir nevi insanlık Kıyametin provasını yaptı.Türkiye, bu hengamenin içinde yer almak istemedi.Çünkü 20’nci yüzyılın ilk çeyreğinde bu acıları fazlasıyla yaşadı.1911 yılında Trablusgrap Savaşı ile başlayan millî varlığını devam ettirme mücadelesi, 1922 yılına kadar sürdü.Birinci Balkan Savaşı,İkinci Balkan Savaşı,Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale, Kafkaslar, Irak, Suriye, Yemen, Süveyş, Galiçya gibi cephelerde saldırılara maruz kaldık.Ama savaşın sonunda Osmanlı Devleti’ni kaybettik.Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorundaydık.Çünkü savaşı başlatanlar Osmanlı Devleti’nin topraklarına göz dikmişlerdi.İngilizler, Fransızlar ve Ruslar aralarında anlaşmışlar.Birlikte Almanlara ve Türklere saldıracaklar.Biz mecburen Almanlarla ittifak halinde Birinci Dünya Savaşı’na girdik.Savaşın bedelini de devletimizi kaybederek ödedik.Savaş başladığında 27 milyonluk bir devletimiz vardı.Savaş bittiğinde Anadolu’da 13 milyon insan kaldık.Ama Osmanlı Devleti’ni parçalayan emperyalist devletler Anadolu’da da bize rahat vermediler.Yunun ordularını silahlandırıp üstümüze saldılar.Kendileri de Kuzey’den ve Güney’den işgal ettiler.Elimizdeki son kaleyi de kaybedersek Türk milletinin tarih sahnesinden çekilmesi kaçınılmazdı.

 

Sonuna kadar savunduk.

 

Ve nihayetinde son bağımsız devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduk.

 

Değerli Gençler,

 

Bildiklerini tekrar ettiğimi biliyorum.Ama millî psikolojimizi anlamanız için tekrar ettim.Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkardığımız tecrübe ile İkinci Dünya Savaşı’na girmedik.Emperyalist devletleri birbirleriyle başbaşa bıraktık.Yani balkona çıkıp seyretmek istedik.Ama ne Almanlar, ne Ruslar, ne de İngilizler bizi rahat bırakmadı.“Bîtaraf olan, Bertaraf olur” diyerek bizi kendilerinden yana olmaya zorladılar.Dönemin hükûmeti de içerdeki dinamikleri kullanarak bazen Ruslardan yana, bazen Almanlardan yana, bazen de İngilizlerden yana tutum takındı.İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı, Şükrü Saraçoğlu’nun da Başbakan olduğu yıllarda hükûmet taktik bir hata yaptı.

Neydi o hata?

3 Mayıs 1944 tarihinde Sabahattin Ali’nin Nihal Atsız aleyhine açtığı dava.Davada Atsız Türkçü-Turancı olmakla suçlandı.Oysa bu ülkede Türkçü-Turancı olmak bir şereftir.Bunun bir suçlama vesilesi yapılması millî duyguları incitti. Nitekim merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş ve arkadaşları da Nihal Atsız’dan yana tutum takınmışlardır.

Ankara’daki gösterilerde 165 genç gözaltına alındı.23’ü tabutluklara atıldı.Yargılama altı ay sürdü.69 duruşma sonunda hepsi beraat etti.Hüküm tesis edilmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin varlık sebebini sorgulamak anlamına gelecekti.Anayasasında “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” diyen devlet, öz evlatlarını Türk milletinden yana olmaktan mahkûm etmeyi göze alamadı.Doğru da yaptı.Bazıları Türkçülük ile Kürtçülüğü karıştırıyor.Türkçülük, bütünleştiren bir anlayıştır.Türkçülük, ayrılıkçı değil, birleştiricidir.Türkçülük, etnik bir tavır değildir.Eline silah alıp dağa çıkmak değildir.Askere, polise, sivile silah sıkmak değildir.Türkçülük, bir şuurdur.Türkçülük, gavura gavur demektir.Mazlumun, masumun, mağdurun yanında olmaktır.İşte bu şuur 3 Mayıs 1944 günü gençleri infiale sürüklemiştir.Bu şuurun yargılanmak istenmesi millî duyguları harekete geçirmiştir.Bizler Türk milletini ebediyete kadar yaşatmak isteyen anlayışı taşıyoruz.Bizim Türkçü olmamız, başka milletleri hor, hakir görmek anlamına gelmemektedir.Milletimize duyduğumuz sevginin bir tezahürüdür.Bugün de milletimizin hak ve menfaatlerini sonuna kadar savunuyoruz.Dünya milletleri arasında karar verici, oyun kurucu gücümüze erişmek için mücadele ediyoruz.Bize saldıranlar, güçlenmemizi istemiyorlar.Gelişip ilerlemeyelim diye sürekli başımıza gaileler açılıyor.Ama onlara inat başaracağız.Bu yüzyılı Türk milletinin yüzyılı yapmak için daha çok çalışacağız.

 

 

 

Barışımıza, huzurumuza kastedenleri biliyoruz.Allah’ın izniyle fırsat vermeyeceğiz.Çünkü bizim sizler gibi çalışkan, enerjik gençlerimiz var.Hepiniz dinamik, pırıl pırıl gençlersiniz.Çağın en büyük gücü olan bilgiyle donanıyorsunuz.İnsanı bütün varlıklardan üstün kılan aklınızı kullanıyorsunuz.Millî şuurumuzu harekete geçirecek enerjiye de sahipsiniz.İnşallah yarınlarımız sizlerle daha güzel olacak.Bu düşüncelerle 3 Mayıs Milliyetçiler Gününüzü, Türkçüler Gününüzü kutluyorum.Böylesine anlamlı gün vesilesiyle necip milletimizin istiklali ve istikbali için ömrünü vakfeden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Başbuğumuz Alparslan Türkeş başta olmak üzere bütün büyüklerimizi minnet ve şükranla anıyorum.Hepinizi tekraren hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.”dedi




Bu haber 3744 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI